Unutulmayacak Derbi

Son yıllarda Beşiktaş-Fenerbahçe maçları, oynanan futboldan ziyade yaşanan gerginliklerle konuşuluyordu. Dün ise hikayesiyle, heyecanıyla, futboluyla hatırlanacak bir derbi yaşadık.

Maçın ilk 36 dakikasında Fenerbahçe değil pozisyon bulmak, pas dizileri oluşturup rakip yarı sahaya yerleşmekte dahi zorlandı. Beşiktaş, çok agresif ve arzulu bir şekilde pres yaptı. Zaten sene başından beri sık sık geriden pasla oyun kurmakta zorlanan Fenerbahçe’nin bu sıkıntısı, ilk 36 dakikada zirveye çıktı. Volkan, Skrtel ve Sadık oyun kurma becerisi olmayan oyuncular. Bu noktada Mehmet Topal’ın iki stoperin arasına girdiği, iki bekin açıldığı, Tolgay ve Zajc’ın da geriye gelerek pas opsiyonu olduğu bir düzen çözüm olabilirdi ama Fenerbahçe bunu yapamadı. Örneğin Zajc ilk 30 dakikada topla yalnızca dört kez buluştu. Beşiktaş’ın hücum planı ise yaptığı baskıda kaptığı toplarla direkt bir şekilde kaleye, gole gitmekti. Siyah-beyazlılar bu sezon en az topla oynadığı(%39,2) ve en az isabetli pas yaptığı(209) maçı oynadı. Kagawa sayesinde ilk yarıda amaçladıkları oyunu oynadılar. Japon yıldız çok hareketliydi ve neredeyse her topla buluştuğunda ya isabetli pas yaparak ya çalım atarak en kötü ihtimalde de faul alarak takımının oyunu ele almasını sağladı. Tabelayı değiştirmelerinin yanında Burak Fenerbahçe stoper tandemiyle girdiği mücadelelerden galip çıkarak, Gökhan bindirmeleriyle Kagawa’ya eşlik ettiler. Fakat Beşiktaş’ın oyun üstünlüğü net pozisyon zenginliğine dönüşmedi. İlk gol bir duran topun devamında, ikinci gol ceza sahasındaki bir karambolde Gökhan’ın topa ayağını Hasan Ali’den hızlı uzatması sonucu doğan bir penaltıyla geldi.

36. dakikada Moses’ın sol korner direğine yakın noktada aldığı faulün ardından Fenerbahçe art arda duran toplar kullandı ve bu sayede ilk kez rakip yarı sahada yer aldı. Bu duran toplardan oluşan kontra atakları Lens iyi değerlendiremeyince ve Fenerbahçe yukarıda bahsettiğim pas yapabilme çözümünü nispeten uygulayınca kısa süre oyunu eline aldı. Bu noktada Sadık’ın hatasında Burak’ın ikinci, Beşiktaş’ın üçüncü golü geldi. Devre arası ilk düşündüğüm şey, Fenerbahçe’nin Vodafone Park’tan puansız dahi ayrılsa ikinci yarı karakterli bir oyun oynamak zorunda olduğuydu. Çünkü Fenerbahçe bu sezon çok fazla takımın özgüvenine, camianın karizmasına zarar verecek mağlubiyet yaşadı(Rizespor 3-0 Fenerbahçe, Fenerbahçe 1-3 Ankaragücü, skor olarak olmasa da oyun olarak Trabzon 2-1 Fenerbahçe, Akhisar 3-0 Fenerbahçe). Bu maçın ilk yarısının skoru da, 1960’dan(0-3 v Galatasaray) sonra Beşiktaş veya Galatasaray’a karşı ilk yarıda alınan en farklı skordu.

takvim.com.tr

takvim.com.tr

Nitekim ikinci yarı sarı-lacivertliler sahaya karakter koymakla kalmadı, bir puanı da hanesine yazdırdı. Fenerbahçe’nin ikinci yarı maçı 180 derece değiştirmesinde iki anahtar nokta var. Birincisi Valbuena’nın oyuna girmesi. Valbuena’nın varlığı Fenerbahçe’de iki noktayı doğrudan pozitif etkiledi. Birincisi, ilk yarının sonunda oturan pas oyununa gezen, ayağı düzgün, sorumluluk almaktan kaçınmayan bir pas opsiyonu daha eklendi. İkincisi, gol atmakta çok zorlanan Fenerbahçe’nin Ersun Yanal döneminde güvenilir tek hücum planı olan sağ kanatta örme yapıp bek oyuncusunun ortaları/paslarıyla etkili olma planının aktive olması. Dirar-Valbuena-Tolgay-Zajc-Soldado beşlisinin ikili üçlü kombinasyonlar halinde yaptığı paslaşmalarla Fenerbahçe sağ kanattan etkili oldu. Nitekim ilk gol bu şekilde, Soldado-Dirar-Zajc dizisiyle geldi. Fenerbahçe’nin maçı çevirmesinde ikinci anahtar nokta Beşiktaş’ın kaybettiği/Fenerbahçe’nin kazandığı toplar oldu. Beşiktaş’ın maçtaki pas isabet yüzdesi %65’te kaldı. Yani Beşiktaş’ın attığı her 10 pasın üç buçuğu Fenerbahçe’de kaldı. Bu ve sahipsiz topların kazanılması, Fenerbahçe’nin atak devamlılığı sağlamasına yol açtı. Beşiktaş’ın Fenerbahçe’nin ikinci yarıda gösterdiği reaksiyona cevap verememesinin sebebinin, Kagawa’nın fiziksel olarak düşmesinin ardından oyundan da düşmesi olduğunu düşünüyorum. 

67. dakikada skorun eşitlenmesinin ardından 77. dakika ile 86. dakika arası rus ruleti gibiydi. İki takım da ikişer gol pozisyonuna girdi(Burak karşı karşıya, Burak kafa, Zajc sağ çapraz, Elif kafa) fakat skoru lehine çeviremedi. 86’dan sonra ise Skrtel, Mirin, Tolgay ve Volkan’ın yerde kaldığı pozisyonlar temponun düşmesine ve herhangi bir takımın son anlarda baskı kuramasına neden oldu.

gazeteduvar.com.tr

gazeteduvar.com.tr

Sonuç olarak ilk yarıda çok faul olması dışında(24, Trabzon-Alanya maçıyla birlikte ilk yarısında en çok faul yapılan maç) dolu dolu bir 101 dakika izledik. Şenol Güneş, sekizinci kez öne geçtiği bir Fenerbahçe derbisini kazanamadı ve Beşiktaş galibiyet serisini dört maça çıkaramadı. Fenerbahçe ise bu sezon deplasmanda attığı sekiz golden üçünü(ikisi de Galatasaray’a) 22 dakikada attığı derbiden önemli bir puanla ve karakter mücadelesiyle ayrıldı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*