TF Özel | “Günün” Kaybedeni: İspanya U21

Yazı: Gökhan Şahin


17 Haziran akşamı U21 Avrupa Şampiyonası’nda Makedonya karşısına çıkan İspanya’da Marco Asensio fırtınası esmiş ve sezonun parlayan oyuncusu 3 golün altına birden imzasını koyarak hat-trick yapmıştı. Teknik direktör Albert Celades üç golü de birbirinden güzel olan öğrencisini “bir daha iyi bir hat-trick performansı görür müyüm bilemiyorum” diyerek oldukça münasip bir şekilde övmüştü. Ancak sadece 10 gün sonra çok daha önemli bir maçta bu başarı başka bir oyuncu tarafından başarılacaktı. Saul Niguez yarı final karşılaşmasında İtalya’yı 3-1’le yıkan İspanya’nın 3 golüne de imza atarken turnuvanın başından beri ismi transfer spekülasyonlarıyla anılan Gianluigi Donnarumma’yı üç gol vuruşunda da çaresiz bırakıyordu. Oyuncularına otoriter bir figürden ziyade bir baba edasıyla yaklaşan Celades, Saul’u de aynı şekilde överek oyuncusunun hakkını teslim ediyordu ve “artık sadece son bir maç kaldı” diyerek şampiyonluğu istediklerini açıkça ortaya koyuyordu.

saul

Ama olmadı. Dün akşamki final maçında tıpkı İspanya gibi önemli bir ekole sahip olan Almanya rakibini Mitchell Weiser’in 40.dakika da attığı golle 1-0 geçmeyi başardı ve şampiyon oldu. İspanya cephesi için kupa töreninden geriye Saul, Deulofeu ve Asensio’nun gözyaşları kalırken ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi MARCA ertesi günkü yazısında şu manşeti atıyordu.

“Endişelenmeyin, Dünya Kupası’nı kazanacaksınız.”

MARCA’nın manşeti bu yazının başlığına da ilham verdi haliyle. İspanya dün akşamki finali kaybederek kupada 2. olmakla yetindi ama saha dışında çok şeyler kazandı. En basit şekilde ifade etmek gerekirse turnuvanın en değerli oyuncusu istikrarla yıllardır Real Betis’de çıkışını sürdüren Dani Ceballos oldu. Turnuvanın gol kralı ise tüm turnuvanın en deneyimli oyuncusu Saul Niguez oldu. Ancak bahsettiklerim bundan çok daha fazlası. Hemen bakalım.

Pep Guardiola geçtiğimiz sezon Manchester City’de pekte alışık olmadığımız sezonlarından birini geçirdi ve hatta “ilk” kez bir sezonu kupasız kapattı. Pep sürekli sezon içinde İngiliz futbolunun İspanya futboluna oranla özellikle altyapılarda yetersizliğini savunarak bundan dem vurdu. Verdiği örnekler içerisinden en dikkat çekici olanı ise İngiltere’deki genç oyuncuların (2. takımdaki oyunculardan bahsediyor Pep) yeteri kadar rekabetçi seviyelerde forma şansı bulamamasıydı. Bunun en büyük gerekçesi olarak da kendi takımı Manchester City’nin genç takımının sadece yaşıtı gruplarla maç yaparken Sevilla’nın B takımının Liga Adelante’de müsabakalara çıkmasını gösterdi. Meseleyi biraz daha derinlemesine işlediğimiz zaman Pep’in değindiği  noktanın önemi anlaşılıyor. İngiltere’nin üst seviye liglerinde herhangi bir Premier Lig takımının altyapıları bulunmazken İspanya’da bu sayı çok başka şekilde karşımıza çıkıyor. 2017-2018 sezonunda Liga Adelante’de Sevilla ve Barcelona’nın B takımları, Segunda Division B’de ise Cordoba, Granada, Real Betis, Sporting Gijon, Real Sociedad, Valladolid, Atletico Madrid, Real Madrid, Celta Vigo, Deportivo La Coruna, Valencia ve Villarreal’in B takımları yer alacak. İspanya’da forma giyen genç oyuncuların İngiltere’deki muadillerine oranla daha rekabetçi büyüdükleri bir gerçek ve bunu büyük oranda İspanya’nın eskiden yaptığı hataları yenilemeyip altyapı düzeninde yenilemeye gitmelerini gösterebiliriz.

Hazır ünlü simaların açıklamalarından yola devam ediyorken şimdi de İspanya U-19 milli takımının teknik direktörü Luis de la Fuente’ye kulak verelim. Fuente geçtiğimiz günlerde U-21 takımının salt başarı üzerine kurulmadığını,başarıdan daha önemli parametrelere de önem verdiklerini ve bunlardan birininde üst seviye için tecrübe kazanmak olduğunu söyledi. Gelinen noktada ise “tecrübe kazanma” konusunda hiçte fena işler çıkarmıyorlar. Şampiyonada yarı finale kalan dört ülke oyuncularının arasından en çok Şampiyonlar Ligi maç tecrübesine sahip olan takım İspanya’ydı. Rakamları gördüğünüz zaman İspanya’nın başarısının değeri daha da berrak bir şekilde anlaşılacak. İspanya’da bu rakam 56 iken Almanya,İngiltere ve İtalya’nın rakamları sırasıyla 31, 17 ve 4.  İspanya-Almanya finalinin bile tesadüf olmadığı bu basit istatistikte rahatlıkla ortaya çıkıyor.

ceballos

Bu turnuva öncesinde İspanya’nın kadrosunu futbolla ilgisi ortalama olan bir izleyicinin eline tutuştursanız dahi en az 7-8 oyuncuyu tanıdığını görme ihtimaliniz oldukça yüksek olabilirdi çünkü oyuncuların hepsi bir süredir en üst seviyelerde oynuyorlar. Takımın starları Marco Asensio ve Saul Niguez’i şöyle bir kenara bırakalım. Bu yaz dünya tarihinin en pahalı sağ bek transferi olmanın kıyısından dönen Hector Bellerin’in Arsenal ile çıkardığı maç sayısı 114. Kadroya girmekte zorlanan Denis Suarez’in Sevilla, Villarreal ve Barcelona ile çıktığı maç sayısı toplam 131. Her ne kadar turnuvada sınıfta kalsa da Sandro Ramirez geçtiğimiz sezon La Liga’da 14 gole imzasını attı.  Sol bek Jonny ise Celta Vigo ile 150 maç barajının 3 rakam aşağısında. Marcos Llorente ve Jesus Vallejo geçtiğimiz sezon liglerinde kendi bölgelerinin en iyi oyuncularından biri olmayı başarırken Gerard Deulofeu Milan’da oldukça iyi bir 2.yarı geçirmesiyle Barcelona’ya 12 milyon euroya geri dönüş yaptı. Turnuvanın en iyi oyuncusu Dani Ceballos ise Real Betis ile 98 lig maçına çıktı ve uzun bir süredir ismi dünya futbolunun zirvesi Real Madrid ile anılıyor.

İspanya dünkü finali kaybetti ama bu jenerasyon bir gün mutlaka kazanacak. Onlar sadece günü kaybettiler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*