Telefon Görüşmesi: Claudio Ranieri | #çeviri

CLAUDIO RANIERI

MENAJER / FC NANTES

Futboldan bahsetmek istiyorum.  Futbolda çok fazla mutsuzluk var, hayır mı? Bir anlığına mutluluktan konuşalım.

Geçen yıl, Leicester City ligin zirvesindeyken, herkes bizim küçük şehrimizi fark etmeye başladı. Ama ben her hafta oyunculara sadece bir şeye odaklanmalarını hatırlatıp durdum: Sıkı çalışmak.

Sıkı çalışmak emin olabileceğimiz tek şeydi.

Ve bütün sezon, çok fazla heyecanlanmamaya çalıştım.

Başlangıçta, sadece “40 puan! Hadi çocuklar, 40 puan” deyip durdum.

Ocakta, 40 puanımız olduğunda, “Tamam çocuklar, Şampiyonlar Ligi” demeye başladım.

Ama ligin bitmesine iki hafta kala ligin zirvesindeyken, bir telefon geldi. Ve bu bizim hikâyemizin ne kadar özel olduğunu fark etmemi sağladı.

Çünkü hatta bir başka İtalyan vardı. Çok özel bir adam.

“Claudio?”

“Evet, ben Claudio.”

“Ben Andrea Bocelli.”

Andrea’yı şahsen tanımıyordum ve Leicester’ın yaptıklarını takip ettiğini bilmiyordum. Ama sanırım gerek futbol takımı olsun ya da güzel bir parça müzikle insan yolunu buluyor. Andrea da yolunu bulmuştu ve bunun bir parçası olmak istedi.

Bana “Claudio bir şey hissediyorum” dedi.

Ben de “Öyle mi?” dedim.

“Evet, bir şey hissediyorum, Claudio. Oraya gelip bir şeyler söylemek istiyorum. Bu ne zaman mümkün olur?”

Böylece ona,  7 Mayıs’ta evimizdeki final maçına gelmesini söyledim. Zaten bizden beklenenden fazlasını yapmıştık, eğer sonu şampiyonlukla bitmese bile, bütün taraftarlarımıza merhaba deyip,  onlara bu inanılmaz sezon için teşekkür edebilecektik.

Andrea’ya “Bu, güzel bir gün olur” dedim.

İki ay, Andrea’nın konçertosunu iple çektim. O gün için hiçbir beklentim yoktu, o Premier Lig kupası ile düet yapabilirdi. Ama oyuncularımız ve taraftarımız fantastikti ve zirvede kaldık.

7 Mayıs’ta Andrea küçük bir performans sergilemek için İngiltere Şampiyonu küçük Leicester City’e geldi. Şarkısına başladığında yanında duruyordum. Bir noktadan sonra, elimi tuttu ve bana eğildi.

“Oh! Dedi. “Bu fantastik! Bu his… bu fantastik!”

Ve haklıydı.

Benim için. Oyuncular için. Leicester halkı için mutluluktu.

Ama en güzel müzik parçasının bile bir sonu vardır.

Onca yıldan sonra iyi bir menajer olmak için tutkunuz, güçlü bir karakterinizin olması gerektiğini öğrendim. Bunlar olmadan bu iş çok çok zordur.

Bu tutku ile işimi seviyorum. Ama karakter ile ileriye bakabiliyorum. Sadece eleştiri ya da kötü sonuçlara değil, ayrıca iyi anlara da. Her şeyin bir dengesi olmalı.

Ne çok yüksek, ne çok düşük.

Otuz yıl önce, menajer olduğum zaman, bunun kolay bir iş olmadığını, ama güzel olabileceğini anladım.

Ben İtalya’nım, Vivaldi’nin, Rossini’nin, Puccini’nin memleketindenim. Oynamayı bırakıp, menajer olduğum zaman, futbol benim için güzel bir müzik haline geldi ve oyuncular da bir orkestra. Artık sahada tek bir enstrüman değildim. Sadece bir bölüme ya da bir notaya bakmayacaktım. Hayır, hayır, hayır. Aniden her şeyi görmeliydim. Bazı oyuncuların birbirine nasıl bağlanabileceğini görmek, güçlü yanlarını görmek, tekniklerini görmek.

Hepsi bir araya gelene kadar … dinlemek zorunda olduğumu öğrendim.

Uyum.

Soccer - FA Barclaycard Premiership - Chelsea v Tottenham Hotspur

Ve her takım kendi müziğini öğrenir… İspanya’da, hükmetmek ve pozisyona girmekle ilgilidir, İngiltere’de maçın sonuna kadar daha fiziksel, güçlü bir stille müdahale etmekle ilgilidir. İtalya’da kompakt ve çok taktikseldir.

Ve sonra tabii ki kim olursanız olun, bir golcünüzün olması önemlidir. Çünkü o zaman puan toplarsınız. Ve puan topladığınızda, taraftarlar mutlu olur. Taraftarlar mutlu olduğunda, oyuncular da mutlu olur. Ve oyuncular mutlu olduğunda, her şey daha kolay olur.

Bu uyum.

Bu mutluluk.

Ve bu sahada duyabileceğiniz en güzel sestir.

Bunu annemden öğrendim.

Bazılarınız geçen sene onun hakkında yazılar da okudunuz. O çok, çok özel bir kadındır.

Yaşlanıyor – şu anda 90’larının sonunda. Uzun yıllar beni ve futbol kariyerimi takip etti.

Her zaman yanımdaydı.

Roma’ya her gelişimde onu görmeye çalıştım. Her zaman konuşacak şeylerimiz olur. Ve kariyerimde ne olursa olsun, hangi kulüpte olursam olayım, bana her zaman aynı soruyu sorar.

Mutlu musun?”

Bu soruyu çok düşünürüm. Çünkü evet, sonuçları vardır. Toplanacak puanlar var. Ve kazanılacak maçlar. Ama asıl düşündüğünüz şey, siz ve çevrenizdeki herkesin – sizi izlemeye gelen ve destekleyen- mutlu olduklarıdır.

Eğer sıkı çalışır ve çok şanslı olursanız, insanları çok çok mutlu eden çok özel bir şeyin bir parçası olabilirsiniz. Geçen sene Leicester’da biz bunu bulduk.

Leicester City Barclays Premier League Winners Bus Parade

Şubat ayında, bıraktıktan çok sonra kapımız çaldı. Karım ve ben şehre yakın bir yerde oturuyorduk. Geçen sene, şampiyonluğu kazandıktan sonra, dışarıda kutlama için toplanmış büyük bir kalabalığı hatırlıyorum. Bahçemizin her yerinde taraftarlar vardı, tezahürat ve marşlar söylüyorlardı. Ama bu sefer kapıyı açtığımda, farklı bir şey gördüm. Hiç beklemediğim bir şey. Şampiyonluğu kazandığımız zaman toplanandan daha büyük bir kalabalık! Bir şeyler getirmişlerdi çikolata, şampanya, kartlar – her şey! Ağladılar, bana destek verdiler,… çok duygusal bir andı.

Bana hoşça kal demeye gelen o kadar insanı asla unutmayacağım.

Gördünüz mü, sadece oyuncular ve menajerler güzel bir şeyin parçası olmaz… taraftarlar da olur. Ve Leicester halkına teşekkür etmek istiyorum. Beni çok mutlu bir adam yaptınız.

Şu anda hayatım geçen ay işe başladığımdan beri Nantes’ta, ama hala kalbimde çok özel bir şeyler taşıyorum: Leicester halkını.

Artık ileri bakma zamanı.

Nantes’ta birçok beklenti olduğunu biliyorum, özellikle Leicester’da olanlardan sonra. Ama iki takımın hikâyesi de çok farklı. Leicester, daha önce hiç şampiyon olamamıştı. Nantes’ın ise sekiz şampiyonluğu var.

Ama beni Nantes’a çeken şey ile Leicester’a çeken şey birbirine çok benzer: Güzel bir şeyler yapma şansı. Menajerim George’dan bir telefon aldım, benimle ilgilenen bir kulüp vardı, bu fırsatın ilgi çekici olduğunu biliyordum. Kulübün sahipleriyle tanıştığımda, sadece… konuştuk. Geçen sene olanlar ve Nantes’ta ne yapabileceğim hakkında.  Çok dürüst davrandım.

Daha fazla konçertomuz olabilir mi? Bilmiyorum. Nantes taraftarının, onları mutlu etmek için çok çalışacağımı bilmelerini isterim.

Ve Leicester’da söz verdiğim gibi onlara da aynı sözü verebilirim. Bir mucize sözü veremem. Bir rüya sözü veremem.

Sadece çok çalışacağımın sözünü veririm.

Futbolda geçen 44 yıldan sonra, bildiğim tek sor bu. Emin olabileceğimiz tek şey bu.


Kaynak: theplayerstribune.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*